OKULA BAŞLARKEN…

Okul fobisi, okul korkusu veya okul reddi ifadelerinin hepsi okula gitmek istemeyen çocuklar
için kullanılmasına rağmen, bu duruma neden olabilecek pek çok farklı unsurun varlığı göz
ardı edilmemelidir. Sıklıkla her eğitim döneminin başında pek çok çocukta görülebilen bu
durumun aileler tarafından “anne ve babasından ayrılmak istememe durumu”
gibi algılanmasına rağmen, çocuğun okula gitmek istememesine neden olabilecek pek çok
farklı durumun söz konusu olabileceği unutulmamalıdır.
Bunun yanı sıra çocuğun ailesiyle ilgili nedenler, mizaç özellikleri, okul ile ilişkili nedenler de
süreci doğrudan etkileyen ve şekillendiren faktörlerdir. Dolayısıyla çevresel faktörlerin
bilincinde olmak da çok önemlidir.
Kısa tanımı ile okul fobisi, çocuğun okula giderken endişe belirtilerini yoğun olarak
hissetmesi durumu olarak açıklanabilir. Okul öncesi dönemde ise gelişimin bir parçası olarak
çocukların çoğunda görülen bir durum olduğu ifade edilebilir. Bu süreçte en önemli faktör
tüm çocukların ilk kez anne ve babasının onun her ihtiyacını belirli bir rutin
içerisinde karşıladıkları ev ortamından uzaklaşarak; okul gibi bilinmez, kuralların olduğu ve
ilk kez karşılaştıkları bir yapıya geldiklerinde endişe
yaşayabilecekleridir. Okul fobisi veya okul korkusunun en sık nedeni ayrılık kaygısıdır.
Ayrılık kaygısı çocuğun normal gelişimsel basamaklarında hemen her zaman görülebilen bir
durumdur.
Ayrılık kaygısı/anksiyetesi daha sonraki gelişimsel basamaklarda daha az şiddette görülmesi
gerekirken, yoğun olarak yaşanması nedeniyle sosyalleşme süreçlerinin bozulması
durumudur. Diğer bir tanımla ayrılık kaygısı/anksiyetesi; bağlanma objesinden gerçek veya
hayali bir ayrılığa, günlük yaşam aktivitelerini bozacak seviyede verilen anormal düzeyde
tepki durumudur. Ayrılık kaygısında pek çok farklı belirti söz konusu olabilir. En temel
belirtileri; gelişim seviyesine uygun olmayan, evden veya bağlanılan kişiden
ayrılma karşısında aşırı korku hali ve endişedir. Bu evrede üç temel durumla karşılaşılır.
 Ayrılma zamanı öncesinde aşırı endişe ve korku,
 Ayrılma öncesinde, ayrılma sırasında veya sonrasında davranışsal ve somatik
semptomlar,
 Ayrılma durumundan kaçınma davranışları.
Çocuk ebeveynlerinden ayrılmaya karşı yoğun kaygı içerisindedir; ailesi onu almayı
unutabilir, kaybolabilir veya bir daha geri dönmeyebilir. Aileden ayrılma durumunda ağlama,
aileyi arama, ayrılma esnasında öfke nöbetleri görülebilir. Panik nöbetlerine benzer fiziksel
sorunlar ortaya çıkabilir. Sıklıkla pek çok çocukta baş ağrısı, karın ağrısı, uyku sorunları,
bulantı kusma, çarpıntı, göğüs ağrısı, kas ağrıları saptanabilir. Fiziksel sorunlar nedeni ile
okula gitmeme ve hastane başvuruları bu dönemde oldukça sıktır.
Tedavi edilmeyen durumlarda, bu yoğun kaygı/anksiyete durumu, yetişkin yaşamda panik
bozukluk, duygu-durum bozuklukları ve anksiyete bozukluğu tanısı alma riskini arttırır.

Tedavi tercihleri ayrılık kaygısı bozukluğunun şiddetine, süresine, işlevsellikte oluşturduğu
etkiye, çocuğun yaşına, içgörüsüne, ailesinin tedavi tercihlerine, motivasyonuna ve
imkanlarına göre farklılıklar gösterecektir. Tedavi her zaman ailenin bu süreç ile ilgili eğitimi
ile başlayacaktır. Psikoeğitim adı verilen bu süreç tüm tedavi uygulamalarının temelini
oluşturur. Ailenin bozuklukla ile ilgili eğitimi tedavi motivasyonunu ve iç görülerini
arttıracaktır. Kaygının doğasının öğretmen ve aile tarafından anlaşılması çocuk ile daha
empatik ve suçlayıcılıktan uzak bir süreç geliştirmek konusunda fırsat sunarak kaygının tüm
gelişimsel dönemlerde normal bir duygu olduğunun daha rahat anlaşılabilmesini
sağlayacaktır.
Eğer anne- baba olarak, çocuğunuzun okula başlaması ve de uyumu konusunda ciddi
kaygılarınız varsa veya çocuğunuzda böyle bir durum gözlemliyorsanız, vakit geçirmeden bir
uzman desteği almanız yaşanabilecek sorunları önlemeniz açısından oldukça önemlidir.

Leave a Reply

Your email address will not be published.