Travma

Travma Nedir? Travmanın Özellikleri Nelerdir? Travma Sonrası Ne Gibi Sorunlar Yaşanmaktadır?

 

Gündelik yaşamdaki rutinleri bozan, ani ve beklenmedik bir şekilde hayatımıza etki eden, bireyde; korku, endişe ve panik duygularına neden olan, bireyin anlamlandırma sürecini bozan olaylara verilen isimdir “travma”. Doğal afetler (sel, deprem vb.), savaşlar, sözel, fiziksel ya da duygusal yönde alınan tacizler, cinsel taciz, tecavüz, trafik veya iş kazaları, ani ölümler, ölümcül hastalıklar vb. olaylar bireyde derin sarsıntılara neden olmaktadır. Kimi zamanda ebeveyni tarafından 25 yıl sonra ilk kez tokat almış biri, yaşam süresince ilk kez aldatılmış ya da uzun süre evli olan çiftin ilk kez “şiddetli” tartışmaları bireyde travmatik olarak addedilebilir. Ruhsal açıdan; bu olaylara tanık olan,  maruz kalan ya da yakın çevresinde bu ve benzeri olayları yaşamış olan bireyler, olayın şiddetine paralel olarak şiddetli tepkilere verebilir.

 

Travma sonrası ortaya çıkan tepkiler ise farklılaşabilmektedir. Travma dışında farklı nedenlerle görülebilen; depresyon, panik bozukluk, alkol-madde bağımlılığı, uyum ya da dissosiyatif bozukluklar, kimi zamanda somatoform bozuklukları görülebilen ruhsal hastalıklardandır. Akut stres bozukluğu (ASB) ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) anksiyet bozukluklarındandır. Yüksel’e göre, kadınların cinsel olmayan çatışma, kaza, yangın vb. travmaları erkeklere göre daha az yaşadıkları, ancak erişkin ve çocukluk dönemindeki cinsel istismarları erkeklere göre daha sık yaşadıklarını belirtmektedir. Olayın ardından 3–4 gün bireyde sıkıntıların yaşanması doğal bir tepkidir. Akut stres bozukluğu, travmatik deneyimin hemen ardından, en fazla bir ay sürmektedir, travma sonrası stres bozukluğu ise üç aydan fazla sürmektedir. Gecikmiş başlangıçlı TSSB ise travmatik olaydan en az altı sonra başlamaktadır. Türkiye, kazaların, aile içi şiddettin yoğun yaşandığı ve deprem bölgesi olması sebebiyle travmaya bağlı ruhsal sorunların yoğun yaşandığı bir ülkedir.

 

Travma İle Başa Çıkabilmek Adına;

  • Bireyin kendini zorlamadan, ufak adımlar belirlemesi ve alabileceği sorumluluklarla başlaması, yeniden sosyal çevresine dönmesi, güven duyduğu kişilerle bir arada bulunması “şimdiye” dönmesi için zemin hazırlayacaktır.
  • Ancak asla aceleci davranılmamalı, büyük adımlar atılmamalı, küçük ancak sağlıklı adımlarla gündelik yaşam rutinlerine dönülmelidir.
  • Yasın yaşanması için zaman tanınması, bireyin olaylar karşısında verdiği tepkilerin ise “normal” olduğunu kabul etmesi, yaşadığı olumsuz süreci aşması için rahatlatacaktır.
  • Travmadan çıkamamak, sürekli zihnin olayla meşgul olması, uyku problemi yaşanması durumundan, bireyin uzman desteği alması, sıkıntılarını paylaşmasını sağlayacaktır. Anlamlandırılan olaylara farklı açıdan bakılması, yaşanılan korku, panik ve endişe durumlarının düzenlenmesi bakımından destek alınması oldukça önemlidir.
  • Yaşanılan olayın, bireyin kendisinden kaynaklanmadığını, hiçbir durumda hazırlıklı olunamayacağı unutulmamalıdır.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published.