Çocuklar doğaları gereği hem kırılgan hem de dirençlidir. Doğru destek verildiğinde çocukların stresli yaşantılarla başa çıkabildiklerini bilmek, güven verici olabilir. Çocuğun sahip olduğu doğal iyileşme potansiyeli doğrultusunda yetişkinin rolü, bu potansiyelin etkinleşmesine aracılık etmektir. Çocuğun incindiği ya da korktuğu anlarda, yetişkinin de irkilmesi, kaygılanması hatta öfke hissetmesi anlaşılır bir tepkidir; bu koruma içgüdümüzün ve kendi korkularımızın doğal bir yansımasıdır. Ancak bu yoğun tepkiler kontrolsüz kaldığında çocuğun korkusunu artırabilir. Bu nedenle amaç, durumu büyütmek değil yatıştırmaktır. Bunun için ilk adım, kendi duygularımızı fark edip düzenlemektir.
Direnç Geliştirme Stratejileri
Bedeniniz, yükselen uyarılmanın zamanla yatışabileceğini, gevşeyip yeniden güvende hissedebileceğini, deneyimledikçe, daha esnek ve dayanıklı bir sinir sistemi gelişir; bu da yaşamın iniş çıkışlarıyla baş etmeyi kolaylaştırır. Yetişkinin sinir sistemi, beden dili, yüz ifadesi ve ses tonu aracılığıyla çocuğun sinir sistemiyle sürekli bir etkileşim içindedir. Asıl bağ bu düzeyde kurulur. Çocuğu en çok etkileyen şey sözcüklerden ziyade, ona iletilen güven duygusudur. Bu nedenle çocuğun duyularına, ritmine ve duygularına uyum sağlayabilmek için önce kendi iç ritmimizi fark edip düzenlemeyi öğrenmemiz gerekir. Böylece sizin sakinliğiniz, çocuğunuz için de düzenleyici bir kaynağa dönüşür. Başlangıçta bedensel duyumlara odaklanmak zorlayıcı olabilir; ancak tekrar ettikçe bu süreç giderek kolaylaşır. Değişimin gerçekleşebilmesi için, hoş olmayan duyumların doğal akışında dönüşmesine yetecek süre boyunca onlarla kalabilmek önemlidir. Düzenli pratik yaptıkça bedeniniz, aşırı uyarılmadan daha geniş bir duygu ve duyum aralığını tolere etmeye başlar. Kendi iç deneyimleriyle temas kurabilen ve bunları taşıyabilen yetişkinler, çocuklara duyguların nasıl düzenlenebileceği ve güvenle yaşanabileceği konusunda model olurlar.
Duyularınızı Dinlemek
Çocuklar, çok korktuklarında veya henüz konuşamayacak kadar küçük olduklarında, yaşadıkları duyguları kelimelerle ifade edemeseler de sarsıcı bir olayın ne hissettirdiğini deneyimlerler ve biz yetişkinler de bunu hissederiz. Başınıza ani bir sarsıcı olay geldiğinde neler hissettiniz? Kalbiniz hızlı mı attı? Boğazınız mı düğümlendi? Tehlike geçtikten sonra bu duygular nasıl yavaş yavaş değişti veya hafifledi? Bu kısa alıştırma, duyuların dilinin aslında yabancı olmadığını göstermek içindir. İnsanlar genellikle duygularını ifade ederken sinirli, mutlu, kızgın veya heyecanlı gibi kelimeler kullanır. Başlangıçta duyuları fark etmek tuhaf gelebilir ama bedeninizin iniş ve çıkışlarını gözlemlemeye başladığınızda daha güvenli ve içgüdüsel bir yanıt geliştirebilirsiniz. Kendi kendini düzenleme yeteneği, değişen duyuları fark etme ve hoş olmayan duyguların uzun süre kalıp strese yol açtığında nasıl başa çıkacağını bilme becerisiyle güçlenir.
Duyularınızı keşfederken sorabileceğiniz bazı sorular;
- Şu anda bedeninizde ne hissediyorsunuz?
- Bu his bedeninizin hangi bölgesinde?
- Şu anda ne deneyimliyorsunuz?
- Nasıl değişiyor?
- Başka ne fark ediyorsunuz?
- Bu duyunun ne gibi nitelikleri var?
- Büyüklüğü, şekli, rengi, ağırlığı var mı?
- Yayılıyor mu? Hangi doğrultuda hareket ediyor?
- Bu duyu nerede başlıyor nerede bitiyor?
- Bunu hissettiğinizde vücudunuzun diğer bölgelerinde ne oluyor?
- Bu duyguyu takip ettiğinizde nereye gidiyor?
- Kendinize istediğiniz kadar bu duygunun tadını çıkarmaya izin verin.
- Kendi Bedensel Tepkilerinizi Düzenleyin
Kendi korku ve kaygınızı fark etmek için kendinize zaman ayırın. Derin bir nefes alın ve yavaşça verirken bedeninizdeki duyumlara odaklanın. Hâlâ sarsılmış hissediyorsanız, sakinleşene kadar nefes almaya ve vermeye devam edin. Ayaklarınızı, bileklerinizi ve bacaklarınızı hissedin ve yerle temaslarını fark edin. Kendinize toparlanmak için izin verirseniz, yaşananları kabullenmeniz ve çocuğunuzun ihtiyaçlarına daha etkili şekilde odaklanmanız kolaylaşacaktır. Soğukkanlılığınız, çocuğunuzun korkusunun artmasını veya kafasının karışmasını büyük ölçüde engelleyebilir. Unutmamak gerekir ki çocuklar anne ve babalarının duygusal durumlarına son derece duyarlıdır.
- Durumun Gözden Geçirin
Çocuğunuz şok veya yoğun sarsılma belirtileri gösteriyorsa hemen oyuna dönmesine izin vermeyin. Sakin ve güven verici bir sesle yaklaşarak, örneğin; “Biraz sarsıldın, sakinleşene kadar yanındayım. Oynamak isteyebilirsin ama önce biraz durup sakin kalmak önemli.” diyebilirsiniz. Bu yaklaşım, çocuğun kendini güvende hissetmesine ve duygularını düzenlemesine yardımcı olur.
- Şok Sonrası Çocuğun Duyusal Farkındalığını Destekleyin
Şoktan çıkmanın kolay fark edilen işaretleri arasında nefesin yavaşlaması veya derinleşmesi, yüz renginin geri dönmesi, boş bakışlara biraz anlam gelmesi ve kasların gevşemesi gibi durumlar bulunur. Çocuğunuzda bu belirtilerden biri veya birkaçını gözlemlediğinizde, sakin ve yumuşak bir sesle ona “Bedeninde neler hissediyorsun?” diye sorabilir ve o anda kalmasına destek olmaya devam edebilirsiniz. Bu yaklaşım, çocuğun güvenli bir şekilde toparlanmasına yardımcı olur.
- Yavaşlayın ve Çocuğunuzun Ritmini Takip Edin
Bu adım, yetişkin için en zor kısım olabilir; ancak çocuk açısından en kritik bölümdür. Sorular arasında birkaç dakikalık sessizlik bırakmak, çocuğun fizyolojik süreçlerinin devreye girmesine fırsat tanır. Hızlıca sorulan çok sayıda soru, çocuğun doğal çözüm yolunu kesintiye uğratabilir. Sürecin tamamlandığını gösteren işaretleri yakalamak için de dikkatli olun eğer emin değilseniz beklemeye devam edin. Gerekirse birkaç dakika daha çocuğun duyularına odaklanmasına izin verin. Çocuğunuz yorgun görünüyorsa durun çünkü ilerleyen zamanlarda süreci tamamlamak için başka fırsatlar olacaktır.
- Fiziksel Tepkilerini Kabul Edin ve Destekleyin
Çocuğunuza her şeyin yolunda olduğunu hatırlatın, ama ağlamalarını hemen durdurmak istemeyin. Tepkiler kendiliğinden geçene kadar devam etmesine izin verin.
- Çocuğunuzun İyileşme Gücüne Güvenin
Kendi duyularınızı fark edip kabul ettikçe, bedeniniz gevşer ve çocuğunuzu sakin bir şekilde izlemek kolaylaşır. Temel amacımız, süreci kesintiye uğratmamaktır. Çocuğunuza doğru yolda olduğunu hissettirmek için sakin ve güven verici bir ses tonu kullanın ve ona nazikçe dokunun.
- Çocuğunuzun Dinlenmesini Teşvik Edin ve Destekleyin
Olayın işlenme süreci genellikle dinlenme ve uyku sırasında devam eder. Bu dönemde, yaşanan olumsuzlukla ilgili sorular sorup tartışma başlatmayın. Çocuğunuz daha sonra yaşadıklarını hikâye ile anlatmak, resim yapmak veya oyunla canlandırmak yoluyla ifade etmek isteyebilir. Eğer hala fazla enerjisi varsa, bu deşarj süreci doğal olarak devam edecektir.
- Çocuğunuzun Duygularına Odaklanın ve Yaşananları Anlamlandırmasına Destek Olun
Çocuğunuz dinlenip sakinleştikten sonra, belki bir gün veya birkaç gün sonra, duyguları ve deneyimleri hakkında konuşmasına biraz zaman ayırın. Ona, hissettiği duyguların kabul edilebilir olduğunu ve kendisini anladığınızı gösterin. Kendi deneyimlerinizden veya tanıdığınız birinin yaşadığı benzer bir olaydan kısa bir örnek paylaşabilirsiniz. Bu, çocuğunuzun duygularını ifade etmesi için cesaretlenmesine yardımcı olacaktır. Davranışlarınızla, hissettiği tüm duyguların değerli olduğunu ve onlara zaman ayırmanızın önemli olduğunu göstermeniz kıymetli olacaktır.
Kaynakça:
Levine, P. A. ve Kline, M. (2014). Ey Travma Bizden Uzak Dur!. İstanbul: Doğan Kitap.

