Özsaygı

ÖZSAYGINIZI GELİŞTİRMEK İÇİN BIRAKMANIZ GEREKEN  10 ALIŞKANLIK

Uzm. Psikolog Ezgi Tanıl

Öz-saygı, kendinize duyduğunuz saygıyı anlatan bir ifadedir. Güçlü bir öz-saygı hayatta kendinizi gerçekleştirme yolunda size eşlik eden sadık bir dost gibidir. Çevrenizdeki insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmanıza ve bu ilişkileri sürdürmenize yardımcı olur. Kendilik algınızı sağlamlaştırır ve diğerleri tarafından da saygı görmenizi sağlar. Eğer siz de böyle sadık bir dosta sahip olmak istiyorsanız, kendinizi olduğunuz gibi kabul ederek işe başlamalı, olumlu veya olumsuz kişiliğinizin tüm yönlerini sevgiyle kucaklamalısınız. Peki, hangi alışkanlıklar öz-saygınızı geliştirmenize engel olur?

1- Herkesten Onay İstemek

Diğerleri tarafından kabul görmek ve onaylanmak elbette bir ihtiyaçtır. Bunun ölçüsü ve hayatınıza olan etkileri burada kilit noktadır. Zaman zaman bazı kişiler tarafından düşüncelerinizin onaylanmamasını tolere edebiliyor olmanız gerekir. İçinde yaşadığımız farklılıklar dünyasında diğerlerinin onayını almak hayatınızın odak noktası olmamalıdır. Kendi kararlarınıza ve düşüncelerinize güven duydukça dış onay arayışınız azalır.

2- Kendinize Duymadığınız Saygıyı Başkalarından Beklemek

Öz-saygı, algılarınızı sınırlılıklarınız üzerine yoğunlaştırıp kendinize sert eleştirilerde bulunmamaktır. Basitçe, kendinize duyduğunuz saygıyı anlatan bir ifadedir.

Örnek 1: “Sesim çok kötüdür, kendi kendime bile şarkı söylemekten utanıyorum”

Örnek 2: “Sesim pek iyi değildir ama yine de şarkı söylemeyi seviyorum ve daha iyi söyleyebilmek için çabalayabilirim”

     

      Örnek 1: “Aptal ben! Hep böyle yapıyorum, hiçbir şeyi hak etmiyorum”

Örnek 2: “Evet o anda yaşadığım stresten dolayı doğru karar veremedim. Ancak bunu ders olarak alıyorum ve böyle bir durumla tekrar karşılaşırsam hatırlayacağım.”

 

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, kişiler bazen kendi iç sesleriyle öz-saygılarını düşürürler. Buna mahal vermemek için; günlük yaşamda nasıl önce düşünüp, söylemek istediklerinizi zihninizde süzgeçten geçirip sonra karşınızdaki kişiye iletiyorsanız kendiniz için de aynısını uygulamalısınız. Kendinize olan saygınız arttığında yani siz kendinizi saygı duyulmaya değer biri olarak gördüğünüzde dışarıdaki insanlar tarafından da öyle görülmeniz muhtemeldir.

 

3- İkili İlişkilerde Hep “İhtiyaç Duyan” Taraf Olmak

 

Karşınızdaki ile duygusal bağ kurmak ilişkilerde oldukça önemlidir. Yakın ve sıcak ilişkiler kurabilmenin anahtarıdır. Dikkat etmeniz gereken şey ise kurduğunuz duygusal bağın, duygusal bağımlılığa dönüşmemesi gerektiğidir. Karşı tarafın size olan ilgisi, sevgisi ve saygısı ile beslenmeli ancak bunlar olmadan yaşamınızı sürdüremeyecek hale gelmemelisiniz. Eğer kendinizi sıklıkla “ihtiyaç duyan” konumunda buluyorsanız bunun üzerine düşünmeniz ve nedenlerini sorgulamanız faydalı olabilir. Belki de başkasından istedikleriniz aslında kendi içinizde tamamlamanız gereken duygusal ihtiyaçlarınız olabilir.

 

4- Kimliğinizi Size Yapılan Eleştiriler Çerçevesinde Belirlemek

 


Bazen ne kadar iyi ve fedakâr olursanız olun bu sizi karşı tarafın eleştirilerinden korumaz. İnsanlar size bireysel farklılıklarınızdan dolayı lakap takabilirler veya olumsuz söylemlerde bulunabilirler. Böyle durumlarda kendinizi değersiz, yetersiz veya eksik hissedebilirsiniz. Ancak unutmamanız gereken en önemli şey dünyada sizden bir tane daha olmadığıdır. Farklılıklarınız sizi siz yapan özelliklerdir. Kendi değerinizi bilmeli ve kendinizi sevmelisiniz. Size saygı duyan insanları yaşamınıza almalı ve saygı çerçevesinde yaptıkları eleştirileri geliştirebileceğiniz yönleriniz olarak algılamalısınız. Diğerlerine ise sadece gülümseyip geçebilirsiniz. Sizi sizden iyi kimsenin tanımadığının bilincinde olmalısınız.

 

5- Kendinize Sevgi Göstermezken Herkesin Sizi Sevmesini İstemek

 

Herkese kendinizi sevdirmeye çalışmak son derece yorucu olmakla birlikte beyhude bir mücadeledir. Önce sizin ihtiyacınız olan sevgiyi kendinize vermeniz gerekir. Kendinize sevgi ve hoşgörü göstermek başkalarına karşı hoşgörülü olmaktan da önde gelir. Siz mutlu olduğunuzda mutluluğunuzu etrafınıza da saçarsınız. Otomatik olarak hayattaki rollerinizde de daha uyumlu ve başarılı olursunuz. Daha mutlu bir anne, baba, evlat, eş veya çalışan olmanın yolu öncelikli olarak kendinize gösterdiğiniz sevgiden geçmektedir.

 6- Diğerler İnsanları Kalıplara Yerleştirmemek

Saygı göstermek; diğerlerini onların kim olduğu ile ilgili kalıp düşüncelerinize sığdırmaya çalışmamaktır. Çoğu zaman karşınızdaki kişi için zihninizde belirli çerçeveler vardır. Aslında bu çerçevelerle o kişiden “olmasını istediğiniz” kişiyi oluşturursunuz.  Ancak insanları oldukları gibi kabul etmelisiniz, olmalarını istediğiniz kişiler gibi değil. İnsanların belirli bir kalıba uymasını beklemediğinizde gerçek benliklerine değer vermiş olursunuz. Böylelikle kendinizin ve dünyadaki herkesin biricik olduğu fikrini kabul edebilirsiniz.

7- Anlaşılmak İçin Beklemek

Kişilerarası ilişkilerde zaman zaman deneyimlediğiniz “anlaşılmamışlık” duygusu size kendinizi kötü hissettiren ve karşı tarafa öfke duymanıza neden olan en önemli nedenlerden biridir. Anlaşılmamışlık duygusuyla başlayan tartışmalar ilişkilerin bitimiyle son bulabilir. Diğer insanlarla açık ve etkili bir biçimde iletişim kurmalısınız. Kendi isteklerinize ve beklentilerinize önem vermeli ilişkilerinizde onları açıkça dile getirmelisiniz.

8- Süregelen Kararsızlık İçinde Olmak

Öz-saygınızı geliştirebilmek için kendi kararlarınıza saygı duymalısınız. Kendinizi tanımak ve anlamak için çaba harcamalısınız. Nelerin sizi mutlu nelerin mutsuz edeceğini bildiğinizde daha uygun seçimler yapabilirsiniz. Doğru olduğunu düşündüğünüz kararlarınızın arkasında durmalısınız. Diğerlerinden elbette tavsiye isteyebilirsiniz. Fakat bu tavsiyeleri, üzerinde düşüneceğiniz fikirler olarak almalı, doğrudan karara dönüştürmemelisiniz. Kararlarınıza güvenmeli ve sağlıklı kararlar verebilen yetişkin tarafınızın keyfini çıkarmalısınız.

9- Zor Hedeflere Hemen Ulaşmayı Beklemek

Yaşam amaçlarınız doğrultusunda kendinize hedefler belirleyebilirsiniz. Üniversiteyi kazanmak, daha sosyal olmak, ev almak, dünyayı dolaşmak… Bireysel hedefiniz her ne ise bunu düşünüp “baby steps” denilen bebek adımlarla hedefinize yönelik çalışmaya başlamalısınız. Eğer sosyal ortamlarda kaygılanıyorsanız ve kendinizi bu konuda geliştirmek istiyorsanız bununla ilgili belirleyeceğiniz hedefler ulaşılabilir ve gerçekçi olmalıdır. İlk hedefiniz, yüz kişilik bir topluluğa konuşma yapmak değil önce kendinizi yakın hissettiğiniz arkadaş grubunuzla bir şeyler paylaşmak olabilir. Hedefinize yönelik olarak, belirlediğiniz aşamaları geçmeniz ilk adımları uygulamak için kendinizi ne kadar yeterli hissettiğinizle ilgilidir.

10- Olası Sonuçlardan Korkmak

Harekete geçememenizin en önemli sebeplerinden biri de olası sonuçlardan korkmanızdır. Belirlediğiniz hedef için tam adım atacağınız sırada birden zihninizin size “Başarısız olursam? Kabul etmezlerse? Yanlış bir şey yaparsam? Reddedilirsem?” gibi uyarılar gönderiyor olabilir. Bu uyarılara içinizden güvenli bir gülümsemeyle yanıt verin ve bu tür negatif düşüncelerinizin hedefleriniz doğrultusunda harekete geçmekten sizi alıkoymasına izin vermeyin.

 

Başkalarına “Evet” derken kendinize “Hayır” demediğinizden emin olun!

Paulo Coelho