Hasta Yakını Olmak ve Hastayı Anlamak

Hasta Yakınının Yaşadıkları:

 

Hastalık, hastanın ve hasta yakınlarının yaşam kalitesini, düzenini, iletişimi değiştiren, zamanla bireylerin stres düzeyini arttıran faktörlerden biri haline gelmektedir. Yeni oluşan yaşam koşullarına hem hastanın hem de hasta yakınlarının daha sağlıklı uyum sağlayabilmeleri için medikal desteğin yanı sıra psikolojik desteğin de alınması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Ancak hastayı hastalığı ile değil de özel ihtiyaçları olan bir birey olarak görmek “hastanın kendisini” birey olarak hissetmesine, hastalık rolüne girmemesine yardımcı olurken “hasta yakınlarına” da “hastanın” gözünden bakabilme olanağını sağlamaktadır.

 

Kimi bireyler, doğumundan itibaren “hasta” olan bir ailede yaşamını sürdürmekte kimi bireylerse hastalık ya da travmaya bağlı olarak oluşan kronik ya da akut psikolojik rahatsızlıkların yaşandığı, mental retarde (zihinsel engelli) veya diğer özel durumlu bireylerin olduğu ya da ölümcül tanı almış aile yakınları ile yaşamını devam ettirmektedir. Sonradan oluşan hastalıklar, gerek hastanın kendisini gerek yakınlarını ruhsal anlamda zorlamaktadır. Diğer bir değişle, hastalığı kabullenme süreci, hastalık için gerekli müdahalelerin nasıl yapılması gerektiği, acil durumlarda krize nasıl müdahale edilmesi vb. bilgileri toplama sürecinde bireylerin zorluk yaşamalarına neden olmaktadır. Ancak hasta yakınları, maddi ve manevi desteği sağlamanın yanı sıra, hastanın “hastalık rolünü” sahiplenmemesi için çaba sarf etmekte, gündelik yaşamını hastaya göre yeniden düzenlemektedir. Ayrıca, güçlü görünmek, hastanın ihtiyaç duyduğu her an yanında olmak, hastanın dışında hiçbir aktivite ya da sosyal ortama girmemek vb durumları “yanlış” olarak yerine getirmektedirler.

 

Hasta Yakınlarının Düşünceleri:

 

        Hasta yakınları; hastaya sevgi veren, öz bakım becerilerini yerine getiren, hastane süreçlerinde yanında yer alan, ev alışverişlerini ya da günlük ödemeleri yerine getiren kişidir. Çevrenin baskısına, yorumlarına, hastanın yakınmalarına ses çıkarmayan ancak hiçbir şekilde görevini de ihmal etmeyen, sıkıntılarını dile getirmeyen, hasta dışında hiçbir aktivite ile uğraşmayan kişi olarak zihinlerde yer almaktadır. Oysa hasta yakınlarının zihnini boşaltabilmeleri, hastayla ilgilenirken daha enerjik ve olumlu olabilmesi adına, hastadan önceki gündelik yaşamını bir nebze de olsa yerine getirebilmesi refakat edenin gerek zihnen gerek bedenen yenilenmesine neden olacaktır. Maalesef bu durum, birçok hasta yakını tarafından göz ardı edilmektedir. Çünkü hastalığa ve hastanın kendisine o kadar odaklanılmıştır ki birey kendi yaşamını unutmaktadır. Yardım alması gerektiği noktaları göz ardı etmekte, iş bölümü yapmak yerine birçok farklı alanı kendi karşılamaktadır. Bu görevler yerine getirilirken hasta yakını zaman içinde demoralize olduğunu, özel yaşam alanının kalmadığını, ruhsal olarak tükenmişliğini çevresi tarafından aktarılanlarla fark etmektedir.

 

Oysaki hasta yakınları;

 

– Kendi yaşantısını önemsemeli,

– Duygularını açıklamaya hakkı olduğunu unutmamalı,

– Hastanın ihtiyaçlarını karşılayabildiğinde kendisiyle gurur duymalı,

– Yardım ve destek alması gerektiği zamanlarda dile getirmekten çekinmemeli,

– Tanı veya tedavi yöntemlerine yönelik bilgi toplarken, çevresini de bilgi toplama sürecine dâhil etmeli,

– Tüm görev ve sorumlulukları üzerine almak yerine iş bölümü ve haftalık yapılabiliyorsa aylık planlamalara diğer aile bireylerini de dâhil etmeli,

– Kendisine boş vakit ayırmalı ve gündelik yaşamını eskisi kadar olmasa da bir parçacık devam ettirebilmeli (belki bir saatliğine arkadaşı ile dertleşmesi, bir saatlik bir aktivite vb.),

– Acil durum anlarında müdahale yöntemini öğrenmeli (aranacak numaralar, hastalığa bağlı ataklarda neler yapılabilmesi vb.)…

 

Her şeyden önce, hasta yakınları “birey” olduğunu unutmamalı, hasta gibi ilk kez hastalıkla karşılaştığını, hasta kadar kendi için de yeni bir sürecin başladığını göz önünde bulundurmalı. Hastalığa dair endişe, inkâr, öfke vb. duyguları hasta kadar kendisinin de yaşadığını göz ardı etmemelidir. Hasta ile empati kurarak; hastanın paylaşamadığı, iç dünyasında yaşadığı düşünceleri, duyguları anlamasına yardımcı olacak, gerek hastanın kendisini gerek hasta yakınlarının sürece adaptasyonunu hızlandıracaktır.