Erteleme: Ertesi Gün Sendromu

Erteleme Davranışı: 

 

Birçok birey erteleme davranışında bulunduğunu kabul etmesine rağmen ertelemenin bir alışkanlığa dönüştüğünü kabul edememektedir.  Herkes hayatının bir döneminde bir işi, aktiviteyi, verdiği sözü ya da sorumluluğu ertelemektedir. Ancak erteleme işi süreklilik kazandığında bireyin gündelik yaşamında sıkıntı yaşamasına zaman içinde de çözümlenemeyecek bir hal almasına neden olmaktadır.  Zamanla, kolay ve hızlı bitecek işler öncelikli olacak, daha zor ve uzun zaman alan işler ertelenecektir. Dolayısıyla, erteleme “bir alışkanlık” halini alarak, kişinin yaşam alanına yerleşmektedir.

 

Birey, yapması gereken işi yapmamakta direniyor, “başarılı” sonuç alamayacağını düşünüp işi tamamen yapmamayı seçiyor, dikkatini toparlayamadığından hiç başlamamayı tercih ediyor vb. durumlardan ötürü yarına ertelemeyi alışkanlık haline getiriyorsa uzman desteği alması gerekmektedir.  Ayrıca, kişi için yapılması gereken iş “anlamlı” değilse yeterli motivasyonu olmadığından işe başlamak yerine ertelemeyi tercih etmektedir. Farklı yaş gruplarından farklı alanlarda çeşitli erteleme durumlarını görmekteyiz. Örneğin, öğrencilik yıllarında, uyanma esnasında saatin her 5 dakikada bir ertelenmesi ya da ödev ve sınavların zamanında çalışmasındansa son dakikaya kadar ertelenmesi, iş hayatında sorumlu olduğu departmanın gerekliliklerinin ertelenmesi, kimi zaman “özel günlerde” alınması gereken hediyelerin son an’a kadar bırakılması, zamanında ödenmesi gereken faturaların bekletilmesi gibi durumlar birikmiş ertelenmişlere neden olmakta ve farklı durumlara yayılarak zaman içinde ertesi gün sendromu almasına neden olmaktadır.

 

Neden Ertelemeyi Seçiyoruz?

  • Değerlendirilme kaygısı; üssü tarafından yaptığı iş değerlendirileceğinden, kişi daha işe başlamadan yoğun endişe hissetmektedir. Bundan ötürü, o “an” başlamak yerine işi parça parça yaparak süreci uzatmakta kimi zaman görevini zamanında yerine getirememekte kimi zamanda  performansından daha kötü sonuçlar yaşamasına neden olmaktadır.
  • Kişinin “mükemmelliyetçi yapısı”;  “ya tam ya hiç” bireyin, en iyisini yapma arzusu, ortaya bir şey koyamama düşüncesine dönüşmekte; kişi işin mükemmel olarak tamamlanamayacağını düşündüğünden işe başlama ve işi devam ettirme konusunda isteksizleşip, ertelemektedir.
  • Yapılacak işte belirsizliklerin olması; işin nasıl yapılacağı hangi kaynaklardan yararlanılacağı, hangi yöntem kullanılacağı vs. bilinemediğinden ertelemeye neden olmaktadır.
  • Yapılacak işin tahminden daha uzun vakit alması; planlanılan işin, daha uzun sürdüğü durumlarda, iş ertesi gün ya da bir sonraki haftaya atılarak yarım bırakılmaktadır. Ancak iş ertelendiğinden işe yeniden başlamak daha güç olmaktadır. Bu durum kişinin motivasyonunu kırmaktadır.
  • Öz-disiplin eksikliği;  çoğu zaman kişi, zamanı iyi kullanamadığından, öncelik sıralamasını uygulayamadığından, daha haz ve keyif veren işlere öncelik verdiğinden, sorumluluğunu vaktinde yerine getirmek yerine sürece yaydığından disiplin sorunu yaşamaktadır.

 

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalıdır?

  • Birey, yapılacak iş için “uygun” zamanı bulamıyorsa,
  • Bir türlü işe başlayamıyorsa,
  • Erteleme davranışı ile baş edebilecek yöntemi bulamıyorsa,
  • Kişi endişe durumundan bir türlü çıkamıyorsa,
  • Erteleme davranışı kişinin gündelik yaşamını etkiliyorsa;  birey, kaliteli uyku alamıyor, uyku bölünmeleri yaşıyor, gün içinde işe dair yoğun stres ve kaygı yaşıyor, zihni her an yapması gereken iş ile dolu ise ve bir türlü işe başlayamıyorsa  vb. durumlarda kalıyorsa psikolog desteği almalıdır.
  • Ancak her şeyden önce, sorununu kabul etmeli ve destek almak için bir an önce “harekete geçmelidir.”

 

Leave a Reply

Your email address will not be published.